AVRUPADAN Youtube Video
Oktan Erdikmen yazdı... İyi gün dostu bulmak artık daha zor
Bir zamanlar “Düşenin dostu olmaz” diye bir atasözümüz vardı. Sosyal medyadan sonra o söz geçerliliğini kaybetti. Artık iyi gün dostu bulmak, kötü gün dostu bulmaktan çok daha zor: Dostun üzüntüsüne acı duyabilirsin. Bu kolaydır ama dostun başarısına sevinebilmek, sağlam bir karakter gerektirir”
-OKTAN ERDİKMEN-
Sosyal medyada, paylaşılan fotoğraflar çilek toplamaya benziyor. Almanya’da meşhurdur. Çilek tarlalarına gider, çilek toplarsınız. Hep en güzel, en kırmızı çilekleri toplarsınız ama tarlada olmamış çilekler de vardır. Böceklerin yedikleri vardır. Ezilenler vardır. Onları almazsınız. İşte sosyal medya da böyle bir şeydir.
En görkemli çilekte tarım ilacı vardır. Kendinizi zehirlersiniz. Normal olan, ilaçsız, ama o kadar da büyük, gösterişli olmayan, sıradan olandır.
Otellerin fotoğraflarına bakarsınız. Her şey muhteşem. Gidersiniz sanki başka otele geldiniz. Otel de herkesin sosyal medyada yaptığını yapmıştır. En iyi çilekleri paylaşmıştır. İngilizcede buna “cherry-picking” derler, kiraz toplama. Almancada “Rosinenpicken”.
Amerika’da bir radyo tiyatrosunda, Wobegon Gölü diye bir yerden bahsetmişlerdi. Hayali bir dünyaydı. Gerçekte yoktu. Orada yaşayan herkes mükemmeldi. Instagram zaman akışı gibi. Kimsenin derdi, tasası yoktu. Oraya yerleşmek isteyenler oldu. Amerika’daki en popüler yer haline geldi. Ancak gerçek değildi. Sosyal medyadaki hayatlar gibi.
İnsanları, böyle bir yer olmadığına zor ikna ettiler.
Kendimizi olduğumuzdan daha güzel göstermek, daha zengin göstermek, en kötüsü de daha mutlu göstermek. Bu içgüdüsel olarak yaptığımız, ama bize zarar veren bir şey.
Almanya’da, 4,5 milyon kişinin banka hesabı ekside. Çocukları çıkarırsan neredeyse 10 kişiden biri yapıyor. Siz hiç Instagram’da “Benim durumum iyi değil, hesabım ekside, istediğim şeyi alamıyorum” yazan birini gördünüz mü? Göremezsiniz.
İnsanlar, bu yüzden herkes mutlu zannediyor. Kendisinini mutsuz ve başarısız hissedenler, diğerlerinin başarısının arkasında bir sebep arıyor.
Bu, bizim mutsuzluğumuzun günah keçisidir.
Günah keçisi metaforu, Eski Ahit’e kadar gider. O dönemde insanlar, günahlarından kurtulmak için kurayla bir keçi seçerlerdi ve onu uçurumdan aşağı atarlardı. Böylelikle, günahlarının affedildiğine inanırlardı.
Peki neden keçi de, mesela bir koyun veya inek değil? Çünkü keçi inatçı, asi bir hayvandır. Başkaldırdığı için de günahkar şeytana benzetilir. Hatta orta çağda şeytan, keçiye benzer şekillerde tasvir edilirdi.
İnsanoğlu o gün bugün, kendi sorumluluğunu başkasına yüklemeye bayılıyor. Ama bir başkasını uçurumdan atmak, sorunları çözmez. İçimize dönüp bakmalıyız. İçimizdeki kötülükleri, kibri, kıskançlığı uçurumdan atmalıyız.
Pan, Yunan mitolojisinde, kırın ve çobanların Tanrısıydı. Yarı keçi, yarı insan olarak tasvir edilirdi. Korkutucuydu. Kırlarda, birdenbire insanların karşısına çıkıp korkuttuğu için paniğe neden olurdu. “Pan-ik" sözcüğü de, Yunan mitolojisindeki Pan'dan gelir.
Behçet Necatigil, “Artık ıssız kırları bıraktı Pan” diyor:
Şimdi birçok ülkelerin milyonluk kentlerinde,
Asfaltlarda, betonlarda dolaşıyor,
Kızgın, uzun yazların öğlen saatlerinde.
Ve biz birçok ülkelerin milyonluk kentlerinde yaşayanlar. Bitmek tükenmek bilmez bir panik içindeyiz.
Ve Turgut Uyar'ın dediği gibi:
Ölünce, beş on bin birden ölüyoruz güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce.
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.
Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı, o kadar.
Ve bu naylondan hayatlarda, düşersek dostumuz çok oluyor. Mühim olan çıkarken yanımızda tutacak bir el bulabilmek. Bu çok daha zordur.
Oscar Wilde’ın dediği gibi:
Geri Dön 07 Mayıs 2023 Pazar Önceki YazılarDostun üzüntüsüne acı duyabilirsin. Bu kolaydır ama dostun başarısına sevinebilmek, sağlam bir karakter gerektirir.