AVRUPADAN Youtube Video
İsviçre’de her üç türden biri yok olma tehdidi altında
WWF’nin yeni raporuna göre İsviçre’de hayvan ve bitki türlerinin üçte biri yok olma tehdidi altında. Dünya genelindeki yaban hayatı popülasyonlarında da büyük kayıp yaşandı.
İsviçre’de biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskı artmaya devam ediyor. WWF’nin 2026 Biyoçeşitlilik Raporu’na göre ülkedeki hayvan ve bitki türlerinin yaklaşık üçte biri yok olma tehdidiyle karşı karşıya.
SRF’nin haberine göre WWF’nin iki yılda bir yayımladığı 'Living Planet Report', Hindistan’daki kaplanlardan İsviçre’deki su samurlarına kadar dünyanın farklı bölgelerindeki yaban hayvanı popülasyonlarının durumunu inceliyor.
Yaban hayatı popülasyonlarında yüzde 73’lük düşüş
Rapora göre dünya genelinde izlenen yaban hayvanı popülasyonları son yaklaşık 50 yılda ortalama yüzde 73 azaldı.
WWF İsviçre Başkanı Thomas Vellacott, tablonun ciddi olduğunu ancak kayıpların durdurulmasının mümkün olduğunu söyledi.
Vellacott, incelenen popülasyonların yaklaşık yarısının bugün istikrarlı olduğunu veya yeniden büyümeye başladığını belirtti. Bazı türlerin koruma önlemleri sayesinde geri döndüğüne dikkat çekti.
İsviçre koruma alanlarında geride kaldı
Vellacott’a göre İsviçre’deki sorunlardan biri, korunan doğal alanların yetersizliği.
İsviçre’nin çevre konusunda çoğu zaman örnek ülke olarak görüldüğünü belirten Vellacott, biyolojik çeşitliliğin korunmasında bazı ülkelerin gerisinde kalındığını söyledi.
WWF’ye göre yalnızca türleri korumak yeterli değil. Bu hayvan ve bitkilerin yaşadığı ormanların, nehirlerin, sulak alanların ve diğer doğal yaşam alanlarının da korunması gerekiyor.
Enerji, tarım ve finans sektörü mercek altında
WWF, biyolojik çeşitliliğin korunmasında üç alanın özellikle önemli olduğunu belirtiyor: enerji üretimi, gıda üretimi ve finans sektörü.
Vellacott, bu sektörlerin daha sürdürülebilir hale getirilmesinin yaban hayatındaki kaybı tersine çevirebileceğini söyledi.
İklim değişikliğinin de tür kaybının önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Vellacott, fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişin gerekli olduğunu vurguladı.
Ancak yenilenebilir enerji yatırımlarının da doğaya zarar vermemesi gerektiğini söyledi. Örneğin hidroelektrik santrallerinde nehirlerde yeterli su bırakılmasının balıklar ve diğer canlılar için hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
İsviçre’de olumlu örnek de var
Rapordaki karamsar tabloya rağmen İsviçre’de bazı türlerde toparlanma görülüyor.
Bunlardan biri göl alabalığı. Hasli-Aare bölgesindeki nehirlerin yeniden doğal yapısına kavuşturulması ve yeterli miktarda su bırakılması sayesinde balık popülasyonunun yeniden arttığı belirtiliyor.
Su samurlarının da nehirlerin iyileştirilmesi ve su kalitesinin yükselmesiyle bazı bölgelere geri döndüğü ifade ediliyor.
Vellacott, "Olumsuz eğilimleri tersine çevirmek mümkün" diyerek doğa koruma çalışmalarının sonuç verdiğini vurguladı.
Doğayı korumak insanı da koruyor
WWF’ye göre nehir ve sulak alanların yeniden doğal hale getirilmesi yalnızca hayvanlara fayda sağlamıyor.
Doğal yapısına kavuşturulan nehirler, aşırı yağışlarda taşkınların etkisini azaltarak yerleşim yerlerini de koruyabiliyor.
WWF, biyolojik çeşitlilik krizinin geri döndürülemez olmadığını ancak bunun için doğal yaşam alanlarının daha güçlü korunması ve enerji, tarım ile finans politikalarının doğaya daha duyarlı hale getirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Geri Dön 08 Ekim 2026 Perşembe Önceki Yazılar