AVRUPADAN Youtube Video
Emekli zammı mı, gençlerin geleceği mi?
DGB, tüm çalışanlar için zorunlu işyeri emekliliği isterken Junge Union, emekli zammının düşürülüp kaynağın öğrencilere ve ailelere aktarılmasını önerdi.
Almanya’da emeklilik reformu tartışması yeni bir boyut kazandı. Bir yanda Alman Sendikalar Birliği, tüm çalışanlar için zorunlu işyeri emekliliği isterken diğer yanda CDU/CSU gençlik örgütü Junge Union, emekli maaşı artışının düşürülmesini önerdi.
RND’nin haberine göre DGB Başkanı Yasmin Fahimi, yaklaşık 20 milyon çalışanın işyeri emekliliği bulunmadığını belirterek işverenlerin de ödeme yapacağı zorunlu ek emeklilik sistemi çağrısında bulundu.
Bild’e konuşan Junge Union Başkanı Johannes Winkel ise emekli maaşı artışının yüzde 4,2 yerine yüzde 3 yapılmasını istedi. Winkel’e göre buradan sağlanacak yaklaşık 5 milyar avro, öğrencilere verilen BAföG desteği ve ebeveyn parası için kullanılmalı.
Emeklilikte iki ayrı öneri
DGB, yasal emeklilik sisteminin tek başına yeterli olmayacağını savunuyor. Sendika, tüm çalışanları kapsayan zorunlu işyeri emekliliğiyle yaşlılıkta gelir güvencesinin artırılmasını istiyor.
Fahimi’ye göre bu sistem yasal emekliliğe ek olmalı ve işverenler tarafından en azından kısmen finanse edilmeli. DGB Başkanı, işyeri emekliliğinin yalnızca çalışanların sırtına yüklenmemesi gerektiğini vurguladı.
Fahimi, Almanya’da yaklaşık 20 milyon çalışanın işyeri emekliliği olmadığını söyledi. Bunun temel nedeni olarak da birçok çalışanın toplu sözleşme kapsamı dışında kalması gösteriliyor.
“İşverenler sorumluluk almalı”
DGB, bu sorunun toplu sözleşmelerle çözülebileceğini savunuyor. Fahimi, sendikaların tüm çalışanlar için bu konuda düzenleme yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Toplu sözleşmeye bağlı olmayan şirketlerde çalışanlar için de kolay katılım modelleri gündeme gelebilir. Fahimi, ayrıntılı önerileri ay sonunda açıklayacağını bildirdi.
DGB Başkanı, öneriye işveren cephesinden tepki gelebileceğini kabul etti. Ancak Avrupa’daki örneklere dikkat çekti. Fahimi’ye göre birçok Avrupa ülkesinde zorunlu emeklilik primi oranı yüzde 20’nin üzerinde ve işveren payı çoğu zaman çalışan payından daha yüksek.
Fahimi, “Bu yaklaşım o kadar da akıl dışı olamaz” dedi.
Gençlerden emekli zammına itiraz
Emeklilik tartışmasının diğer ayağında ise Junge Union Başkanı Johannes Winkel’in çıkışı yer aldı. Winkel, bütçe açığı nedeniyle sosyal desteklerde kesinti gündeme gelirken emekli maaşı artışının aynı şekilde korunmasını eleştirdi.
Winkel, emekli maaşlarının yüzde 4,2 yerine yüzde 3 artırılmasını önerdi. Ona göre yüzde 3’lük artış da enflasyonun üzerinde kalacağı için emeklilerin alım gücünü artırmaya devam eder.
Winkel, “Her emekli böylece alım gücü kazanmış olur” dedi.
“Yük adil paylaşılmalı”
Winkel, koalisyon sözleşmesinde emekli maaşı artışı, BAföG desteği ve ebeveyn parasına ilişkin vaatlerin yer aldığını hatırlattı. Ancak bütçe koşulları nedeniyle bu vaatlerin gözden geçirilebileceğini söyledi.
Junge Union Başkanı’na göre sorun, tasarrufun adil dağıtılmaması. BAföG artışının tamamen iptal edilmesi, ebeveyn parasında ise kesinti ihtimalinin gündeme gelmesi genç kuşak açısından kabul edilemez görülüyor.
Winkel, “Tasarrufların neden adil dağıtılmadığı anlaşılır değil” dedi.
Servet vergisi hatırlatması
Tartışmanın bir diğer boyutu ise bütçe açığının kimden karşılanacağı sorusu. Junge Union, yaklaşık 5 milyar avroluk kaynak yaratmak için emekli maaşı zammının düşürülmesini önerirken, Alman Sendikalar Birliği kısa süre önce çok daha farklı bir yol önermişti.
DGB’nin RND’ye yansıyan vergi konseptine göre, süper zenginlerden alınacak servet vergisi ve ek vergi düzenlemeleriyle kamu bütçesine orta vadede yılda 120 milyar avrodan fazla gelir sağlanabilir.
Sendika, 1996’ya kadar uygulanan servet vergisinin yeniden yürürlüğe girmesini istiyor. Buna göre net serveti 1 milyon avroyu aşan kişilerden, evli çiftlerde ise 2 milyon avronun üzerindeki servetlerden vergi alınması öneriliyor. DGB’ye göre yalnızca bu adım yılda 28 milyar avro ek gelir getirebilir.
Buna ek olarak, nüfusun en zengin binde birlik kesimi için tek seferlik bir servet vergisi de gündemde. DGB Başkan Yardımcısı Stefan Körzell, 10 milyon avronun üzerindeki özel net servetlerden yüzde 10 vergi alınmasını ve bunun 20 yıla yayılarak ödenebilmesini önermişti.
Körzell, bütçe açığı gerekçesiyle çalışanların, öğrencilerin, ailelerin ya da emeklilerin kazanımlarının tartışmaya açılmasına karşı çıkmıştı. Körzell, “Çalışan geniş kesimler için kesintiye gitmek ve sosyal devlet kazanımlarını tartışmaya açmak yerine, federal hükûmet artık eşitsiz dağılımdan yararlananları sorumluluk almaya zorlamalı” demişti.
Bu nedenle emekli zammından yapılacak 5 milyar avroluk tasarruf önerisi, Almanya’da daha büyük gelir potansiyeli taşıdığı savunulan servet vergisi tartışmasını da yeniden gündeme taşıyor.
BAföG ve ebeveyn parası baskı altında
Almanya’da öğrenciler için verilen BAföG desteğinin artırılmaması bekleniyor. Ebeveyn parasında ise yalnızca artışın iptali değil, kesinti ihtimali de tartışılıyor.
Winkel, emekli maaşı artışının biraz düşürülmesiyle yaklaşık 5 milyar avroluk kaynak yaratılabileceğini savundu. Bu kaynağın BAföG’de konut giderleri için verilen sabit ödemenin artırılmasına ve ebeveyn parasında kesintinin önlenmesine ayrılmasını önerdi.
Winkel, Başbakan Friedrich Merz ve hükûmete seslenerek, “Genç kuşak için bir adım atın” çağrısı yaptı.
Hükûmetin alanı dar
Winkel’in önerisinin hükûmette karşılık bulup bulmayacağı belirsiz. CDU/CSU Meclis Grup Başkanı Jens Spahn, kısa süre önce bütçe açığı nedeniyle Bürgergeld, konut yardımı, ebeveyn parası ve BAföG gibi devlet desteklerinin yakın dönemde artırılamayacağını söylemişti.
Araştırma Bakanı Dorothee Bär de BAföG artışı için artık siyasi destek kalmadığını açıklamıştı.
Kuşaklar arası adalet tartışması
DGB’nin zorunlu işyeri emekliliği önerisi ve Junge Union’un emekli zammını düşürme çıkışı, Almanya’da emeklilik tartışmasının yalnızca yaşlılık güvencesiyle sınırlı olmadığını gösterdi.
Tartışma artık işverenlerin sorumluluğu, çalışanların geleceği, öğrencilerin desteklenmesi, genç ailelerin korunması ve kuşaklar arası adalet başlıklarını da içine alıyor.
Bütçe açığı büyüdükçe emekliler, çalışanlar, öğrenciler ve aileler arasında hangi desteğin öncelikli olacağı sorusu Almanya siyasetinin en sert başlıklarından biri hâline geliyor.
Geri Dön 07 Haziran 2026 Pazar Önceki Yazılar