AVRUPADAN Youtube Video
Mültecilere 30 yıl şartına BM'den sert tepki
İngiltere'de bazı mültecilerin süresiz oturum izni için 30 yıl beklemesini öngören plan, Birleşmiş Milletlerin tepkisini çekti. BM, düzenlemenin mültecilerin topluma uyumunu zorlaştıracağı uyarısında bulundu.
İngiltere Hükûmetinin göç politikalarını sertleştirmek amacıyla hazırladığı yeni düzenleme, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) tepkisini çekti. Hükûmetin planına göre ülkeye düzensiz yollarla gelen bazı mülteciler, süresiz oturum iznine başvurabilmek için 30 yıla kadar beklemek zorunda kalabilecek.
The Guardian'ın haberine göre İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, 'hak ederek süresiz oturum' (Earned Settlement) adı verilen yeni göç politikalarında bazı değişikliklere gitti. Ancak Manş Denizi'ni küçük teknelerle geçen veya kamyonlarda gizlenerek ülkeye giren kişiler için öngörülen ağır koşullar korundu.
Süresiz oturum için 30 yıl bekleyecekler
Yeni sistemde, süresiz oturum izni almak isteyen göçmenlerin İngiltere'de ne kadar süre yaşaması gerektiği, ülkeye nasıl geldiklerine ve topluma yaptıkları katkıya göre belirlenecek.
Düzensiz yollarla ülkeye gelen mülteciler için bekleme süresi 30 yıla kadar çıkabilecek. Bu kişilerin çalışmaya veya eğitim görmeye başlaması durumunda süre kısaltılabilecek.
Ancak küçük teknelerle veya kamyonlarda gizlenerek ülkeye gelenlere, güvenli ve yasal yolları kullanan kişilere kıyasla 10 yıllık ek bekleme süresi uygulanacak.
Hükûmet, ülkeye güvenli ve yasal yollardan gelinmesini teşvik ettiğini savunuyor. Buna karşılık mülteci örgütleri, bu yolların yalnızca çok az sayıda insan için erişilebilir olduğuna dikkat çekiyor.
Öte yandan hükûmet, bakım sektöründe çalışan göçmenler için bir istisna getirdi. Bu kişiler, beş yılın ardından süresiz oturum iznine başvurabilecek.
BM: Mülteciler göçmen değildir
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, bekleme süresinin bu kadar uzatılmasının ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
UNHCR, mültecilere kısa süreli oturum izinleri verilmesi ve vatandaşlığa geçiş koşullarının zorlaştırılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, yeni düzenlemenin insanların güvenlik ve aidiyet duygusunu zayıflatacağını belirtti.
Kurum, mültecilerin topluma uyum sağlamasının ve yeni ülkelerinde kalıcı bir yaşam kurmasının da zorlaşacağını vurguladı.
UNHCR açıklamasında, "Mülteciler göçmen değildir" ifadesini kullanarak bu kişilerin ülkelerini kendi istekleriyle terk etmediğini hatırlattı.
Açıklamada, mültecilerin kendi devletlerinin korumasından yararlanamadıkları ve güvenli biçimde ülkelerine dönemeyecekleri için sığınma talep ettikleri belirtildi.
BM'ye göre mülteciler açısından güvenlik, yalnızca sığınma hakkı elde etmekten ibaret değil. Kalıcı oturum hakkı da insanların geleceklerini planlayabilmeleri için büyük önem taşıyor.
'İşkence mağdurlarını da cezalandıracak'
Mültecilere destek sağlayan Helen Bamber Foundation da düzenlemeyi sert biçimde eleştirdi.
Kuruluşun Politika Direktörü Kamena Dorling, yeni kuralların işkence, insan kaçakçılığı ve ağır şiddet mağdurları üzerinde kalıcı zararlar yaratacağını söyledi.
Dorling'e göre hükûmet, düzenlemenin olası sonuçlarına ilişkin uyarılara rağmen geri adım atmadı.
Bekleme süresinin uzatılmasını insanlık dışı olarak nitelendiren Dorling, bunun savaş, zulüm ve şiddetten kaçan insanları İngiltere'ye gelmekten vazgeçirmeyeceğini savundu.
Dorling, güvenli ve yasal göç yolları sınırlı kaldığı sürece insanların hayatlarını tehlikeye atarak İngiltere'ye ulaşmaya çalışacağını belirtti.
Belirsizlik onlarca yıl sürebilir
İnsan hakları kuruluşlarına göre düzenleme, mülteci statüsü tanınmış kişilerin bile yıllarca kalıcı oturum güvencesi olmadan yaşamasına neden olabilecek.
Bu durumun özellikle aileler ve çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği, çalışma hayatına katılımı ve toplumsal uyumu zorlaştırabileceği belirtiliyor.
Hükûmet ise süresiz oturum hakkının yalnızca ülkede belirli bir süre yaşamaya bağlı olmaması gerektiğini, kişilerin topluma katkılarının da değerlendirilmesini savunuyor.
Düzenleme henüz yürürlüğe girmiş bir yasa değil. Yeni kuralların nasıl uygulanacağı ve hangi kişileri hangi koşullarda kapsayacağı, yasal sürecin tamamlanmasıyla netleşecek.
Geri Dön 05 Kasım 2026 Perşembe Önceki Yazılar