AVRUPADAN Youtube Video
Tarlalar için sıra dışı çözüm: İnsan idrarı gübre olabilir
Fransa’da bilim insanları, kentlerde kanalizasyona karışan idrarın tarımda gübre olarak kullanılabileceğini söylüyor. Ama yasal ve toplumsal engeller var.
Fransa’da bilim insanları, tarımda ithal gübreye bağımlılığı azaltmak için sıra dışı bir çözümü tartışıyor: İnsan idrarı.
RFI’nin haberine göre Fransa’nın kentlerinde her gün milyonlarca litre idrar kanalizasyon sistemine karışıyor. Araştırmacılara göre bu atık, doğru şekilde toplanıp işlendiğinde tarlalar için değerli bir gübre kaynağına dönüşebilir.
Bu fikir hem çevre kirliliğini azaltmayı hem de giderek pahalılaşan ithal gübrelere bağımlılığı düşürmeyi hedefliyor.
Paris yakınlarında küçük bir deneme başladı
Paris’in güneyindeki Châtillon’da küçük bir yurttaş girişimi dört yıldır bu fikri uyguluyor.
Girişime katılan yaklaşık 20 kişi, idrarlarını evlerinde özel kaplarda biriktiriyor. Daha sonra haftada bir kez, yerel çiftçiden organik sebze aldıkları noktaya götürüp teslim ediyor.
Bu sistem, insan atıklarının tarımda kullanılması üzerine çalışan OCAPI adlı araştırma programının kamu destekli projesi kapsamında başladı.
OCAPI programının başındaki Fabien Escudier’e göre bir kişinin bir yılda ürettiği idrar, 500 metrekarelik bir tarlayı gübrelemeye yetebilir.
Escudier, Paris bölgesinde yaşayan herkesin idrarı toplansa, bunun her gün 25 milyon baget ekmeğin üretiminde kullanılabilecek gübreye karşılık gelebileceğini söylüyor.
Fransa gübrede dışa bağımlı
Fransa, Avrupa’nın en büyük tarım üreticisi. Ancak tarımda kullanılan gübrenin önemli bölümü dışarıdan geliyor.
Geleneksel tarım yapan Fransız çiftçiler, buğday, mısır ya da şeker pancarı gibi ürünlerde hektar başına ortalama 170 kilogram azotlu gübre kullanıyor. Bunun yaklaşık yüzde 80’i ithal ediliyor.
Mikrobiyolog Marc-André Selosse, Fransa’nın bu alanda “çifte bağımlılık” yaşadığını söylüyor.
Azotlu gübreler büyük ölçüde doğal gazla üretiliyor. Bu gazın önemli kısmı Körfez ülkelerinden geliyor. Fosfatın büyük bölümü ise Fas’tan sağlanıyor. Uzmanlara göre bu fosfatın içinde kanserle ilişkilendirilen kadmiyum gibi zehirli ağır metaller bulunabiliyor.
Enerji krizi gübre sorununu büyüttü
Orta Doğu’daki gerilimler ve Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler enerji fiyatlarını artırdıkça, gübrede dışa bağımlılık daha görünür hâle geliyor.
Selosse’ye göre mesele yalnızca ekonomik değil. Fazla gübre tarlalardan akarsulara ve denizlere karıştığında yosun patlamalarına ve su kirliliğine yol açabiliyor.
Bu da turizm, balıkçılık ve halk sağlığı üzerinde ciddi maliyet yaratıyor.
Bilim insanlarına göre insan idrarı bu noktada daha ucuz, daha çevreci ve yerli bir kaynak olabilir.
İdrarda azot ve fosfor var
Selosse, her insanın idrarıyla günde yaklaşık 11 gram azot ve 0,7 gram fosfor ürettiğini belirtiyor.
Bu maddeler, bitkilerin büyümesi için temel besinler arasında yer alıyor.
Araştırmalara göre idrar, doğru koşullarda saklandığında tarımda kullanılabilecek kadar güvenli hâle gelebiliyor. Uzmanlar, 20 derecede en az altı ay bekletilen idrarın birçok ürün için gübre olarak değerlendirilebileceğini söylüyor.
Châtillon’daki projede toplanan idrar, organik çiftçi Simon Ronceray’a ulaştırılıyor. Ayda yaklaşık 300 litre idrar toplanıyor.
Ronceray, bunun şimdilik çiftliğin ihtiyacına göre küçük bir miktar olduğunu, ancak fikrin tarım açısından ciddi bir potansiyel taşıdığını savunuyor.
“Etki küçük değil, çok büyük”
OCAPI araştırmacısı Louise Raguet, Châtillon’da toplanan miktarın sınırlı olduğunu kabul ediyor.
Ancak ona göre asıl önemli olan, bu projenin sosyal ve kültürel etkisi. Çünkü insanlar, kanalizasyona attıkları şeyin aslında tarımsal bir kaynak olabileceğini görmeye başlıyor.
Projeye katılan Bruno Rakedjian da bu döngüden memnun. Ona göre insanlar sebze yiyor, idrar üretiyor ve bu idrar yeniden tarıma dönüyor.
Ayrıca tuvalet sifonuna her basıldığında yaklaşık 10 litre su harcandığı için, bu yöntem su tasarrufu da sağlıyor.
Özel tuvaletler devreye giriyor
Fransa’da idrar toplama çalışmaları hâlâ çok sınırlı. Şu anda toplanan idrarın önemli kısmı, etkinliklerde kuru tuvalet hizmeti veren şirketlerden geliyor.
Daha görünür projelerden biri Paris’teki Avrupa Uzay Ajansı merkezinde yürütülüyor. Binada idrarı ayrı toplayan özel tuvaletler kullanılıyor.
2027 başında Paris’in 14. bölgesindeki Saint-Vincent-de-Paul adlı sürdürülebilir konut projesinde yaklaşık 600 eve bu tür tuvaletlerin yerleştirilmesi planlanıyor.
Tarımda yüzde 10 ila 40 potansiyel
İnsan idrarı, klasik gübreye göre daha düşük yoğunluklu. Bu nedenle aynı etki için daha fazla miktara ihtiyaç duyuluyor.
Buna rağmen araştırmacılar, idrarın gübre kullanımında anlamlı bir pay alabileceğini düşünüyor.
Louise Raguet’ye göre tarım uygulamaları hiç değişmezse idrar kaynaklı gübre, ihtiyacın yaklaşık yüzde 10’unu karşılayabilir. Tarım daha agroekolojik yöntemlere yönelirse bu oran yüzde 30 ila 40’a çıkabilir.
Selosse ise idrardan elde edilen gübrenin üretim ve taşıma için çok daha az enerji gerektirdiğini, bunun da sera gazı etkisini önemli ölçüde azaltabileceğini belirtiyor.
Yasal belirsizlik sürüyor
Fransa’da insan idrarından elde edilen gübrenin tarım mevzuatına nasıl gireceği hâlâ tartışılıyor.
Özellikle organik tarımda bu konuda net kurallar yok. Raguet, bir dönem organik tarım denemeleri için izin aldıklarını, ancak bakanlıklar arasındaki idari karışıklık nedeniyle sürecin tıkandığını söylüyor.
Çiftçi Ronceray da organik sertifikasını riske atmak istemediği için topladığı idrarı şimdilik ticari ürünlerde değil, kendi bahçesinde ve ağaçlık alanlarında kullanıyor.
Buna karşın Paris bölgesinde bazı geleneksel çiftçiler, idrarı buğday, mısır ve kolza gibi pişirilerek tüketilen ürünlerde deniyor.
Eski yöntem, yeni teknoloji
İnsan atıklarının tarımda kullanılması yeni bir fikir değil. Yüzyıllar boyunca idrar ve dışkı kentlerden toplanıp tarlalara taşındı.
Mikrobiyolog Selosse, Lyon’da 19’uncu yüzyılın sonlarına kadar kullanılan ve kentin atıklarını borularla çevredeki tarım alanlarına taşıyan eski sistemi örnek gösteriyor.
Ancak kanalizasyon sistemlerinin yaygınlaşması ve sentetik gübrelerin ucuzlamasıyla bu yöntemler terk edildi.
Selosse, geçmişe dönüş önermediğini, eski bilgiyi modern teknolojiyle birleştirmek gerektiğini söylüyor.
Toplumsal kabul en büyük engellerden biri
Bilim insanlarına göre sistemin büyümesi için yalnızca teknik çözümler yetmiyor. Yasal düzenlemeler, lojistik altyapı ve sağlık denetimleri de netleşmeli.
Selosse, hastane gibi riskli alanlardan idrar toplanmaması, toplanan idrarın ise güvenlik testlerinden geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Ancak en büyük zorluklardan biri toplumsal kabul. İnsan atıklarının gıda üretiminde kullanılması birçok kişide rahatsızlık yaratıyor.
Selosse’ye göre siyasetçiler de bu fikre hâlâ mesafeli. Oysa kendisi bunun ‘aşırı çevrecilerin tuhaf bir önerisi’ değil, teknik ve uygulanabilir bir çözüm olduğunu savunuyor.
Geri Dön 21 Haziran 2026 Pazar Önceki Yazılar