AVRUPADAN Youtube Video
Avrupa enerji krizinde ortak çizgi kuramıyor
AB ülkeleri yükselen enerji fiyatlarına vergi indirimi, tavan fiyat ve destek paketleriyle yanıt veriyor. Ancak ortak strateji eksikliği, krizi daha da derinleştirme riski taşıyor.
İsrail ve ABD'nin Orta Doğu'daki saldırganlığı sonucu Hürmüz Boğazı’nın önce kapanıp sonra açılması, ardından yeniden kapanması, petrol ve gaz fiyatlarında yeni dalgalanmalar yarattı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de geçen hafta bu hattaki gelişmelerin ağır sonuçlar doğuracağını söylemişti.
Ancak Avrupa’nın elindeki en büyük sorun yalnızca dışa bağımlılık değil. Asıl sorun, bu krize karşı ortak bir Avrupa yanıtının hâlâ kurulamamış olması.
Her ülke kendi yoluna gidiyor
AB içinde yükselen enerji fiyatlarına karşı adım atan ülke çok. Ama bu adımlar büyük ölçüde birbirinden kopuk ilerliyor. Almanya akaryakıtta enerji vergisini iki ay için litre başına 17 sent düşürdü. İtalya bu indirimi 25 sente çıkardı. İspanya ise maliyeti 5 milyar avroyu aşan geniş bir destek paketi hazırladı.
Vergi indirimleri var, fiyat müdahaleleri var, sosyal destek paketleri var. Ama bütün bunların arkasında ortak bir Avrupa stratejisi yok.
Şimdi Avrupa Komisyonu’nun bu dağınık tabloyu değiştirmek için yeni bir eşgüdüm arayışına girmesi bekleniyor.
Önlem çok, uyum yok
Paris merkezli Jacques Delors Enstitüsü’ne göre savaşın başlamasından bu yana 27 AB ülkesinin 23’ü enerji fiyatlarına karşı 150’den fazla önlem aldı. Kuruma göre bu adımların toplam maliyeti yaklaşık 12 milyar avroya ulaştı.
Ancak enstitüde çalışan araştırmacı Alice Moscovici’ye göre bu önlemlerin çoğu hedefi tam vurmuyor. Özellikle vergi indirimleri, yalnızca dar gelirliyi değil, artan fiyatları rahatça karşılayabilecek yüksek gelirli haneleri de destekliyor. Moscovici’ye göre bu yaklaşım, insanları enerji tasarrufuna ya da elektrikli araca ve ısı pompasına geçmeye teşvik etmiyor.
Yani siyaset, vatandaşa zor dönemde destek verdiğini gösteriyor ama aynı zamanda tüketim davranışını değiştirecek baskıyı da azaltıyor.
Farklı hızlarda bir Avrupa
Krize verilen tepkilerdeki fark, ülkelerin ekonomik ve enerji yapısından da kaynaklanıyor. Macaristan, Hırvatistan ve İtalya gibi ülkeler fosil yakıta daha bağımlı oldukları için daha hızlı müdahale etti. İrlanda’da ise büyük protestolar sonrası hükûmet ikinci sosyal destek paketini hazırlamak zorunda kaldı.
Fransa daha sınırlı ve daha hedefli destek vermeyi tercih ediyor. Paris, bütçe alanı dar olduğu için yardımları özellikle çiftçiler, kamyon şoförleri ve balıkçılar gibi kesimlere yöneltiyor. Üstelik yalnızca destek vermekle kalmıyor, enerji dönüşümünü de hızlandırıyor. Yıl sonundan itibaren yeni binalarda gazlı ısıtma sistemlerine izin verilmeyecek. Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu da son olarak özellikle düşük gelirli çalışanlar ile işi gereği arabaya bağımlı olan yurttaşlar için yeni yardımlar açıkladı.
Bu tablo, Avrupa’da uzun süredir konuşulan ‘farklı hızlar Avrupa’sı’nın enerji krizinde de açık biçimde ortaya çıktığını gösteriyor.
Ortak strateji çağrısı
Alice Moscovici’ye göre Avrupa Birliği’nin dağılma baskısı yaşamaması için enerji fiyatlarına karşı ortak bir çizgi kurması şart. Çünkü ülkeler birbirinden kopuk müdahale ettikçe yalnızca iç piyasalarını değil, birbirlerinin maliyetini de etkiliyor. Hatta bazı kararlar, fiyatları aşağı çekmek yerine daha da yukarı itebiliyor.
Avrupa şu an enerji fiyatlarında büyük bir ortak sorunla karşı karşıya. Ama çözüm konusunda hâlâ ulusal reflekslerle hareket ediyor. Krizin büyüklüğü düşünüldüğünde, asıl eksik artık önlem değil; ortak yön.
Geri Dön 22 Nisan 2026 Çarşamba Önceki Yazılar