AVRUPADAN Youtube Video
“Sadece ‘evet’ evettir” tartışması mecliste
Almanya’da Yeşiller, cinsel suç hukukunu açık rızayı merkeze alacak şekilde değiştirmek istiyor. Tartışma, mağdurun ‘hayır’ demesinden çok açık onayın varlığına odaklanıyor.
Almanya’da cinsel suç hukukunda yeni bir değişiklik tartışılıyor. Yeşiller, “Sadece evet evettir” ilkesinin yasaya girmesini istiyor. Sunulan tasarıya göre artık asıl ölçü, kişinin cinsel ilişkiye açık biçimde rıza gösterip göstermediği olacak. Böylece tartışma, mağdurun direnip direnmediğinden ya da ‘hayır’ deyip demediğinden çok, açık onayın bulunup bulunmadığına kayacak. Tasarının 23 Nisan’da Federal Meclis’e sunulacağı belirtiliyor. SPD de son haftalarda benzer bir değişikliğe destek verdi.
Mevcut sistem ne diyor?
Almanya’da 2016’dan beri “Hayır, hayır demektir” ilkesi yürürlükte. Buna göre, mağdurun açıkça anlaşılan iradesine rağmen gerçekleşen her cinsel eylem suç sayılıyor. Ancak mevcut sistemde savcılığın, cinsel ilişkinin kişinin anlaşılır reddine rağmen yaşandığını göstermesi gerekiyor. ‘Hayır’ demenin şart olmadığı, kaçma girişimi, fiziksel engelleme ya da ağlama gibi işaretlerin de reddin göstergesi sayıldığı belirtiliyor.
Yeşiller ise bu çerçevenin yetersiz kaldığını savunuyor. Parti adına açıklama yapan Lena Gumnior, birçok mağdurun şok, korku ya da geçmiş travmalar nedeniyle iradesini mevcut yasanın aradığı kadar görünür biçimde ortaya koyamadığını söylüyor. Tasarıda psikolojide ‘tonik hareketsizlik’ olarak bilinen, kişinin donup kaldığı durumlara da özellikle dikkat çekiliyor. Gumnior’un eleştirisi şu noktada düğümleniyor; sorumluluğun mağdurun değil, failin üzerinde olması gerektiği savunuluyor.
Yeni taslak ne getiriyor?
Tasarıya göre sessizlik ya da pasif kalma, otomatik olarak rıza sayılmayacak. Öte yandan onayın mutlaka sözlü olması da gerekmeyecek. Mimik ve jestlerin de rıza göstergesi olarak değerlendirilebileceği belirtiliyor. Ayrıca tehdit yoluyla alınan bir ‘onayın’ da geçerli sayılmaması öngörülüyor. Yeşiller bunun yanında ‘ihmalkâr cinsel saldırı’ benzeri yeni bir suç tanımı da getirmek istiyor. Buna göre cinsel ilişki başlatan kişinin, karşı tarafın onayını gerçekten alıp almadığını gözetme yükümlülüğü daha açık biçimde tanımlanacak.
İsveç ve İspanya örnek gösteriliyor
Tasarı savunulurken başka Avrupa ülkelerindeki örnekler de gündeme getiriliyor. İsveç’te benzer bir rıza yasası Temmuz 2018’den beri yürürlükte. İsveç Ulusal Suç Önleme Konseyi’nin 2020 tarihli çalışmasına göre 2017 ile 2019 arasında tecavüz davalarında suçlama ve mahkûmiyet sayısı yüzde 75 arttı; sayı 190’dan 333’e yükseldi. İspanya da 2022’de “Sadece ‘evet’ evettir” ilkesini yasaya geçirdi. Artık rıza olmadan gerçekleşen cinsel ilişki doğrudan tecavüz sayılıyor.
Destekleyenler ne diyor?
Tasarıyı savunanlar, bu değişikliğin yalnızca mahkeme salonunu değil, toplumsal bakışı da değiştireceğini düşünüyor. İsveç’te yapılan bir araştırmada, yedi savcıdan altısının yeni düzenlemenin iyileşme sağladığını düşündüğü belirtiliyor. Kadın hakları alanında çalışan Fatta adlı kuruluşun başkanı Olivia Björklund Dahlgren de The Local’a yaptığı değerlendirmede, yasanın en önemli etkilerinden birinin mağdurların kendilerini daha az suçlaması olduğunu söylüyor.
Cinsel şiddet mağdurlarıyla çalışan psikoterapist Ann-Kristin Hartz da rıza temelli bir yasal çerçeveyi destekliyor. Hartz’a göre böyle bir ilke, ‘yeterince güçlü bir hayır’ çıkmadığı için suçu mağdurun omzuna yükleyen yaklaşımı zayıflatabilir. Bu anlayışın yalnızca yabancılar arasındaki vakalar için değil, ilişkiler içinde yaşanan baskılar için de önemli olduğu belirtiliyor. Hartz, kimi kadınların partnerine karşı kendini yükümlü hissedebildiğini, bazen korku ya da belirsizlik nedeniyle hiçbir şey söylemeden cinsel ilişkiye ‘izin verdiğini’ anlatıyor.
Eleştiriler nerede toplanıyor?
Tasarıya yönelen eleştiriler ise daha çok hukuk güvenliği başlığında toplanıyor. İsveç’te savcılar, avukatlar ve polislerin yeni yasada hangi fiillerin tam olarak kapsama girdiği konusunda belirsizlik yaşandığını söylediği aktarılıyor. Eleştirmenler, böylesi bir düzenlemenin keyfî yorumlara açık olabileceğini ve hukuk güvenliğini zedeleyebileceğini savunuyor. Ayrıca bazı çevreler, masumiyet karinesinin zarar görebileceğini ve fiilen bir ‘ispat yükü tersine dönmesi’ tartışmasının doğabileceğini ileri sürüyor.
Ceza ve mağdur koruma hukuku alanında çalışan avukat Stephanie Vogt ise metinde, ceza hukukunda ispat yükünün yine devlette kalacağını hatırlatıyor. Vogt’a göre bu tür bir değişiklik ceza yargılaması açısından köklü bir devrim yaratmayabilir. Çünkü bugün nasıl savcılığın ‘hayır’ denildiğini ya da kişinin buna karşı koyamayacak durumda olduğunu göstermesi gerekiyorsa, yeni sistemde de rızanın bulunmadığını ortaya koyması gerekecek. Vogt, yanlış suçlama riskinin de bugünkünden daha yüksek olmayacağını savunuyor.
Hukuk kadar toplumsal mesaj da tartışılıyor
Genel değerlendirme, olası bir yasa değişikliğinin hukukî etkisinin sınırlı, toplumsal etkisinin ise daha güçlü olabileceği yönünde. Yani mesele yalnızca yeni bir suç tanımı değil. Aynı zamanda cinsellikte rızanın nasıl konuşulduğu, sessizliğin ne anlama geldiği ve sorumluluğun kimin üzerinde olduğu konusunda yeni bir çerçeve kurulması isteniyor.
Geri Dön 23 Nisan 2026 Perşembe Önceki Yazılar