AVRUPADAN Youtube Video
Alman ordusunda Müslüman askerler için dinî rehberlik dönemi
Alman Ordusu, yaklaşık 3 bin Müslüman askerin görev yaptığı birliklerde dinî rehberlik ihtiyacını karşılamak için 2026’dan itibaren pilot bir uygulama başlatmayı planlıyor.
Alman Silahlı Kuvvetleri, Müslüman askerler için uzun süredir tartışılan dinî rehberlik hizmetini pilot bir projeyle hayata geçirmeye hazırlanıyor. Savunma Bakanlığı’nın planına göre uygulama 2026 yılında başlayacak ve ilk aşamada yalnızca Almanya içindeki birlikleri kapsayacak. Yurt dışı görevler ise şimdilik bu kapsamın dışında tutulacak.
Yaklaşık 3 bin asker için yeni model
Bakanlık verilerine göre Bundeswehr bünyesinde yaklaşık 3 bin Müslüman asker görev yapıyor. Katolik, Protestan ve Yahudi askerler için yıllardır kurumsallaşmış askerî din hizmetleri bulunurken, Müslüman askerler için bugüne kadar benzer bir yapı oluşturulmadı. Pilot proje, bu eksikliğe yönelik ilk resmî adım olarak görülüyor.
Dinî rehberler nasıl görevlendirilecek?
Savunma Bakanlığı’nın paylaştığı bilgilere göre dinî rehberler kamuya açık ilan yoluyla belirlenecek. Görevlendirmeler hizmet sözleşmesi esasına dayanacak. Rehberler bölgesel olarak çalışacak ve Müslüman askerlerin kişisel, dinî ve manevî sorunlarına danışmanlık sunacak.
Pilot aşamada yurt dışı görevlerde dinî rehber görevlendirilmesi planlanmıyor. Ancak uygulamanın sonuçlarına göre bu konunun ilerleyen dönemde yeniden değerlendirilebileceği belirtiliyor.
Gerekçe: Temsil ve yapı sorunu
Yetkililer, mevcut modelin gerekçesi olarak Almanya’daki Müslüman cemaatlerin merkezi ve tek bir temsil yapısına sahip olmamasını gösteriyor. Hristiyan ve Yahudi askerî din hizmetleri, devlet ile ilgili dinî kurumlar arasındaki anlaşmalara dayanıyor. İslam için ise benzer bir muhataplık yapısının bulunmadığı vurgulanıyor.
Bu nedenle pilot proje, kalıcı bir kurum yerine sözleşmeye dayalı ve esnek bir çerçeveyle tasarlandı.
Anayasal çerçeve ne diyor?
Almanya’da anayasal din hukuku, devlet ile dinî cemaatler arasındaki iş birliğinde belirli koşullar öngörüyor. Bu koşullar arasında cemaatin kalıcı ve istikrarlı bir yapıya sahip olması, yeterli üye sayısı, belirli bir süredir varlığını sürdürmesi ve anayasa karşıtı olmaması yer alıyor. Müslüman cemaatlerin bu kriterleri tek çatı altında karşılamasının zor olduğu belirtiliyor.
Yıllardır raporlarda yer alıyordu
Müslüman askerler için dinî rehberlik ihtiyacı, Federal Meclisin askerî denetim makamı olan Wehrbeauftragte’nin raporlarında yaklaşık on yıldır dile getiriliyor. Önceki yıllarda görev yapan askerî denetçiler, askerî din hizmetlerini “birliğin ayrılmaz parçası” olarak tanımlamış, Müslüman askerler için benzer bir yapının bulunmamasını ise yetersiz bir durum olarak değerlendirmişti.
Savunma Bakanlığı da Meclise verdiği yanıtlarda, hukuki ve idari çerçevenin hazırlanmasının zaman aldığını belirtmişti. Pilot proje, bu sürecin somut sonucu olarak görülüyor.
Yurt dışı görevler ayrı bir tartışma başlığı
Müslüman askerler, özellikle yurt dışı görevlerde dinî ve manevî desteğe duyulan ihtiyacı sıkça dile getiriyor. Daha önce Afganistan gibi görev bölgelerinde bulunan askerler, kriz ve yas dönemlerinde bu desteğin eksikliğini yaşadıklarını aktarmıştı.
Mevcut genel danışmanlık mekanizmalarının bu ihtiyacı her zaman karşılamadığı ifade ediliyor. Pilot projenin yurt dışı görevleri kapsamaması, bu başlığın ileride yeniden gündeme gelmesine yol açabilir.
Hukukçular: Devlet anlaşması şart değil
Hukukçulara göre askerî din hizmeti için mutlaka dinî cemaatlerle devlet anlaşması yapılması zorunlu değil. Din özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde, sözleşmeye dayalı modellerle de dinî rehberlik hizmeti sunulabileceği görüşü dile getiriliyor.
Uzmanlar, pilot projenin anayasal gereklilikleri ne ölçüde karşıladığı ve kalıcı bir yapıya dönüşüp dönüşmeyeceğinin önümüzdeki dönemde siyasi ve hukuki tartışmaların odağında olacağını belirtiyor.
Pilot uygulama, Alman ordusunda dinî çeşitliliğin nasıl ele alınacağına dair daha geniş bir tartışmanın da kapısını aralamış durumda.
Geri Dön 07 Ocak 2026 Çarşamba Önceki Yazılar