AVRUPADAN Youtube Video
Irkçılık bitmiyor, biçim değiştiriyor
Almanya’da ırkçılık ve ayrımcılık önceki yıllara göre bir miktar gerilese de hâlâ yaygın. Yeni araştırmalar, sorunun günlük hayatın merkezinde sürdüğünü ortaya koydu.
Almanya’da ırkçılık ve ayrımcılık azalma işareti gösterse de etkisini güçlü biçimde sürdürüyor. Irkçılıkla Mücadele Günü dolayısıyla açıklanan yeni araştırmalar, yabancı düşmanı ve aşağılayıcı düşüncelerin toplumda hâlâ yaygın olduğunu ortaya koydu. Üstelik uzmanlara göre bugün ırkçılık, geçmişe kıyasla daha örtülü ve daha ‘kibar’ bir dille ifade ediliyor.
2025’in ekim ayı ile bu yılın ocak ayı arasında, Almanya’da 18 ile 74 yaş arasındaki yaklaşık 8 bin 200 kişiyle görüşüldü. Alman Uyum ve Göç Araştırmaları Merkezi’nin yaptırdığı araştırmaya göre katılımcıların dörtte biri ırklar arasında farklar bulunduğuna inandığını söyledi. Katılımcıların neredeyse yarısı da bazı grupların doğuştan daha çalışkan olduğunu düşündüğünü belirtti.
Uzmanlar: Irkçılık daha örtülü hâle geldi
Araştırmanın yazarlarından sosyolog Tae Jun Kim, ırkçı düşüncelerin artık geçmişteki kadar açık dile getirilmediğini söyledi. Kim’e göre modern ırkçılık, toplumsal hiyerarşileri ve bazı grupların geri plana itilmesini daha ‘nazik’ bir dille meşrulaştırma biçimi olarak ortaya çıkıyor.
Bu tespit, Almanya’daki tabloyu daha da dikkat çekici hâle getiriyor. Çünkü sorun yalnızca açık nefret söyleminden ibaret değil. Gündelik hayatta daha örtülü, ama yine de aşağılayıcı ve dışlayıcı tutumlar sürüyor.
Ayrımcılık markette, okulda, işte sürüyor
Almanya Federal Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu Ferda Ataman, günlük başvuruların bu tabloyu açıkça gösterdiğini söyledi. Ataman, Berlin’de yaptığı açıklamada siyah bir kadın olan Sarah’nın yaşadığını aktardı. Buna göre markette alışveriş yaptığı sırada bir çalışan, izin istemeden kadının bebek arabasını aradı. Üstelik ortada açık bir gerekçe de yoktu. Çalışan, tepkiler üzerine bunu “Buralardan yakın zamanda sizin gibi biri bir şey çalmıştı” diyerek savundu.
Ataman’ın paylaştığı başka bir araştırma da sorunun boyutunu ortaya koydu. Buna göre Almanya’da yaşayan her sekiz kişiden biri, 2022 yılında en az bir kez ayrımcılığa uğradı. Bu da yaklaşık 9 milyon insanın dış görünüşü nedeniyle haksız muamele gördüğü anlamına geliyor. Araştırma, 30 bin kişinin katıldığı kapsamlı bir toplumsal veri setine dayanıyor.
Ataman, “Ayrımcılık Almanya’da istisna değil, yaygın bir olgu” değerlendirmesinde bulundu. Buna göre ayrımcılık toplumun kenarında değil, tam merkezinde yaşanıyor. İş yerinde, okulda, ev ararken ya da alışverişte insanlar bununla karşılaşıyor.
Mağdurların çoğu hak aramıyor
Almanya’da 20 yıldır yürürlükte olan Genel Eşit Muamele Yasası, birçok dış özellik temelinde ayrımcılığı yasaklıyor. Ancak araştırmaya göre bu koruma, mağdurlar açısından çoğu zaman yeterli görülmüyor. Ayrımcılığa uğradığını söyleyenlerin yarıdan fazlası hiçbir girişimde bulunmadı. Yaklaşık yüzde 30’u doğrudan tepki verdi. Hukuk yoluna gidenlerin oranı ise yalnızca yüzde 3’te kaldı.
Araştırma, ayrımcılığın en çok hangi gerekçelerle yaşandığını da ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 42’si etnik kökeni ya da ten rengi nedeniyle ayrımcılığa uğradığını düşündüğünü söyledi. Yaklaşık yüzde 24’lük kesim ise cinsiyeti nedeniyle haksız muamele gördüğünü belirtti. Yaş, dinî yönelim ve hastalık da öne çıkan diğer nedenler arasında yer aldı.
Ataman: Almanya’nın kat etmesi gereken yol uzun
Ferda Ataman, şimdi vatandaşlık gibi bazı başlıkların da ayrımcılığa karşı korunan özellikler arasına eklenmesini istiyor. Ataman’a göre Almanya’nın ayrımcılıkla mücadelede ciddi bir açığı var. Örnek olarak Belçika’yı gösteren Ataman, bu ülkede mağdurların doğrudan hukukî koruma alabildiğini, Almanya’da ise kurumunun çoğu durumda yalnızca danışmanlık verebildiğini söyledi. Ayrıca günlük hayattaki ayrımcılığın İngilizce konuşulan ülkeler ile İskandinav ülkelerinde Almanya’ya göre daha az yaygın olduğunu ifade etti.
Açıklanan veriler, Almanya’da ırkçılık ve ayrımcılığın yalnızca aşırı uçların sorunu olmadığını bir kez daha gösterdi. Sorun biçim değiştiriyor, dil yumuşuyor, ama eşitsizlik hissi ve dışlanma gündelik yaşamın içinde varlığını sürdürüyor.
Geri Dön 23 Mart 2026 Pazartesi Önceki Yazılar