AVRUPADAN Youtube Video
İngiltere göç ve iltica sistemini sertleştiriyor
Yeni tasarı, iltica itirazlarından insan hakları başvurularına kadar sistemi değiştiriyor. İşçi Partisi içindeki yaklaşık 80 milletvekili ise düzenlemelere karşı çıkıyor.
İngiltere’de göç ve iltica sistemini köklü biçimde değiştirmeyi amaçlayan yeni yasa tasarısı Avam Kamarasında görüşülüyor. İçişleri Bakanı Shabana Mahmood’un hazırladığı tasarı, iltica kararlarına yapılan itirazların hızlandırılmasını, sınır dışı işlemlerinin kolaylaştırılmasını ve insan hakları gerekçesiyle ülkede kalmanın zorlaştırılmasını öngörüyor.
Göç ve İltica Yasa Tasarısı 30 Haziran’da parlamentoya sunuldu. Tasarının genel ilkelerinin görüşüldüğü ikinci okuma bugün yapılıyor. Tasarının kabul edilmesi hâlinde ayrıntılı inceleme ve değişiklik önergeleri için komisyon aşamasına geçilecek. Dolayısıyla düzenleme henüz yasalaşmış değil.
İtiraz sistemi baştan kurulacak
Tasarıdaki en önemli değişikliklerden biri, göçmenlik ve iltica kararlarına karşı yapılan itirazların nasıl değerlendirileceğiyle ilgili.
Mevcut sistemde itirazlar, mahkeme teşkilatı içinde faaliyet gösteren Göçmenlik ve İltica Birinci Derece Mahkemesindeki hukukçu hâkimler tarafından karara bağlanıyor. Yeni tasarıyla bu yapının yerine Bağımsız Göçmenlik İtiraz Kurumu adı verilen yeni bir kurum kurulacak.
Yeni kurumda dosyaları inceleyen karar vericilerin hukukçu veya deneyimli hâkim olması zorunlu olmayacak. Hükûmet, daha geniş bir meslek grubundan karar verici alınmasının personel sayısını artıracağını ve dosyaların daha hızlı sonuçlandırılmasını sağlayacağını savunuyor.
İçişleri Bakanlığının verilerine göre göçmenlik ve iltica alanında sonuçlandırılmayı bekleyen 150 binden fazla itiraz bulunuyor. Bir dosyanın karara bağlanması ise ortalama 61 hafta sürüyor. Yeni kurumun 2027’nin sonlarından itibaren aşamalı olarak faaliyete geçmesi planlanıyor.
Yeni sistemde kamu güvenliğini ilgilendiren yabancı hükümlülerin dosyalarına öncelik verilebilecek. Sınır dışı işlemi başladıktan sonra yapılan geç başvurular için de hızlandırılmış itiraz süreçleri uygulanacak. Başvuru sahiplerinin farklı gerekçeleri ayrı zamanlarda ileri sürerek sınır dışı kararını sürekli geciktirmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Muhalifler ise hukuk eğitimi bulunmayan karar vericilerin karmaşık iltica ve insan hakları dosyalarında hatalı kararlar verebileceği uyarısında bulunuyor. Bunun daha fazla üst mahkeme başvurusuna yol açarak süreci hızlandırmak yerine daha da uzatabileceği savunuluyor.
Aile hayatı gerekçesiyle ülkede kalmak zorlaşacak
Tasarı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel hayatı ve aile hayatını koruyan 8’inci maddesinin göçmenlik davalarında kullanılmasını da sınırlandırıyor.
Mevcut sistemde ülkede uzun süredir yaşayan kişiler ile İngiliz vatandaşı eşleri veya çocukları bulunan yabancılar, aile hayatlarının zarar göreceğini öne sürerek sınır dışı kararlarına itiraz edebiliyor.
Yeni düzenlemeyle aile kavramı genel olarak eş, anne, baba ve 18 yaşından küçük çocuklarla sınırlandırılacak. Daha uzak akrabalık ilişkileri ancak istisnaî durumlarda dikkate alınacak.
İngiliz vatandaşı olan veya ülkede en az yedi yıldır yaşayan çocukların bulunduğu dosyalarda da daha ağır ölçütler uygulanacak. Çocuğun başka bir ülkeye gönderilmesinin makul olmadığı sonucuna varılabilmesi için eğitimden tamamen mahrum kalması, topluma uyum sağlamasının çok zor olması veya uzun süreli ciddi zarar görmesi gibi koşullar aranacak.
Hükûmetin etki analizine göre bu değişiklik nedeniyle yılda yaklaşık 11 bin 700 ilave insan hakları başvurusu reddedilebilir.
Yabancı suçluların sınır dışı edilmesini engellemek de zorlaşacak. Hükûmet, bir yabancının sınır dışı edilmesinin kamu yararına olduğunun temel ilke hâline getirileceğini ve işlemin yalnızca çok istisnaî durumlarda durdurulabileceğini belirtiyor.
Mülteci statüsü geçici hâle geliyor
Tasarı, mevcut mülteci statüsü ile insanî koruma statüsünü birleştirerek tek bir koruma statüsü oluşturuyor. İltica hakkını kazanmak için gerekli temel koşullar değişmeyecek. Ancak korumanın süresi ve kalıcı oturuma geçiş sistemi önemli ölçüde farklılaşacak.
Hükûmetin mart ayında başlattığı daha geniş kapsamlı reform kapsamında, 2 Mart 2026’dan sonra iltica başvurusu yapan yetişkinlere beş yıllık oturum yerine 30 aylık geçici koruma veriliyor. Bu süre sonunda başvuru sahibinin ülkesindeki koşullar yeniden değerlendirilecek.
Kişinin ülkesinde tehlike devam ediyorsa koruma yenilenecek. Ülkenin güvenli hâle geldiğine karar verilirse kişinin geri dönmesi beklenecek. Refakatsiz çocuklara ise şimdilik beş yıllık oturum verilmeye devam edilecek.
Hükûmetin açıkladığı modele göre geçici koruma altında kalan mültecilerin normal yoldan kalıcı oturum alması 20 yıla kadar sürebilecek. Çalışabilecek veya eğitim görebilecek durumda olanların ise geçici korumadan çıkarak çalışma ya da öğrenci vizesine geçmesi teşvik edilecek.
Sığınma masrafları geri istenecek
Yeni tasarı, iltica süreci boyunca devlet tarafından barınma ve geçim desteği sağlanan kişilerden daha sonra para alınmasının da önünü açıyor.
İltica talebi kabul edilen ve ödeme gücüne kavuşan yetişkinlerden, kendilerine sağlanan konaklama ve diğer yardımların bir bölümünü geri ödemeleri istenecek. Tasarıda kesin bir tutar bulunmuyor ancak İçişleri Bakanlığı kişi başına yaklaşık 10 bin sterlinlik sabit bir katkı üzerinde çalışıyor.
Ödemelerin aylık taksitlerle, doğrudan İçişleri Bakanlığına veya vergi ve sosyal yardım sistemleri üzerinden yapılması planlanıyor. Borcunu ödemeyen kişilerin kalıcı oturum başvurusu yapmasına izin verilmeyebilecek.
İçişleri Bakanlığı, sığınmacıların barınma ve geçim giderlerinin geçen yıl yaklaşık 4 milyar sterline ulaştığını belirtiyor. Bakanlık, ödeme gücü olmayan kişilerin yoksulluğa itilmemesi için gelir sınırı belirleneceğini savunuyor.
Modern kölelik başvurularına yeni sınırlamalar
Tasarı, insan ticareti ve modern kölelik mağdurlarına yönelik sistemi de değiştiriyor.
Hükûmet, sınır dışı edilmek üzere olan bazı kişilerin son anda modern kölelik mağduru olduklarını öne sürerek işlemleri durdurduğunu savunuyor. Yeni düzenlemeyle sınır dışı süreci başladıktan sonra yapılan geç başvurular, geçerli bir gerekçe gösterilmediği takdirde reddedilebilecek.
Sahte belge kullanıldığına ilişkin kanıt bulunması da başvurunun reddedilmesinde dikkate alınacak. Hapis cezası alan yabancıların modern kölelik sistemi kapsamındaki korumalardan yararlanması daha da zorlaştırılacak.
Buna karşılık insan ticaretine maruz kalan çocuklara bağımsız koruma görevlisi atanması genişletilecek. İnsan ticareti riski taşıdığı düşünülen kişiler elektronik olarak izlenebilecek. Tedarik zincirlerinde zorla çalıştırmayı önlemek için gerekli denetimleri yapmayan şirketlere ve kamu kuruluşlarına 1 milyon sterline kadar para cezası verilebilecek.
Güvenli ve yasal yollar da açılacak
Mahmood, sertleştirilen kuralların yanında mülteciler için yeni ve güvenli giriş yolları oluşturulacağını da açıkladı.
Kanada’daki modele benzer bir toplum sponsorluğu sistemi kurulacak. Onaylı dernekler ve yerel topluluklar, belirli mültecilerin barınma, işe uyum ve topluma katılım süreçlerinin sorumluluğunu üstlenebilecek.
Üniversitelerin mültecilere eğitim amacıyla sponsor olmasına imkân tanınacak. Bu programın başvuruları sonbaharda açılacak, ilk kişilerin 2027 sonbaharında ülkeye gelmesi bekleniyor. Patronların mültecilere çalışma vizesi için sponsor olabileceği ayrı bir programın da 2027’de başlaması planlanıyor.
İşçi Partisi içinde yaklaşık 80 milletvekilinden itiraz
Tasarı, iktidardaki İşçi Partisi içinde de ciddi görüş ayrılıklarına yol açtı.
Yaklaşık 80 İşçi Partisi milletvekilinin parti yönetimine gönderilen bir mektuba destek verdiği bildirildi. Milletvekilleri, iltica başvurularının daha hızlı ve daha doğru biçimde sonuçlandırılmasını, sığınmacıların altı ay bekledikten sonra çalışmasına izin verilmesini ve güvenli yasal yolların genişletilmesini istiyor.
Andy Burnham’a yakın isimlerin kurduğu Mainstream adlı İşçi Partisi grubu da tasarının pahalı ve uygun olmayan sığınmacı konaklama sistemine çözüm getirmediğini savundu. Grup, sığınmacıların çalışmasına izin verilmesinin hem devletin masraflarını azaltacağını hem de insanların yıllarca yardıma bağımlı kalmasını önleyeceğini belirtti.
Mainstream, tasarının iltica sisteminin temel sorunlarını çözmek yerine sığınmacıların haklarını zayıflattığını öne sürdü.
Süresiz oturum tartışması tasarıda yer almıyor
Tartışmanın en fazla dikkat çeken bölümlerinden biri, göçmenlerin süresiz oturum hakkına başvurmak için beklemesi gereken sürenin uzatılması. Ancak bu düzenleme doğrudan Avam Kamarasında görüşülen yasa tasarısının içinde bulunmuyor.
Mevcut sistemde birçok çalışma vizesi sahibi, ülkede beş yıl yaşadıktan sonra süresiz oturum başvurusu yapabiliyor. İçişleri Bakanlığı ise bu süreyi çoğu göçmen için 10 yıla veya kişinin gelirine, mesleğine ve topluma yaptığı katkıya bağlı olarak daha uzun bir süreye çıkarmayı planlıyor.
Planın ülkede mevcut kurallara göre yaşam kurmuş kişilere de uygulanabilmesi İşçi Partisi içinde tepki çekti. Eleştiriler, insanların İngiltere’ye geldiklerinde kendilerine sunulan beş yıllık kalıcı oturum yolunun geriye dönük biçimde değiştirilmesine odaklanıyor.
The Guardian’ın aktardığına göre Mahmood, 2021’den bu yana ülkede bulunan göçmenlerin beş yıl sonunda süresiz oturum almasına izin veren bir uzlaşma seçeneğini değerlendiriyor. Buna karşılık bu kişilerin konut yardımı, evrensel kredi ve bazı engellilik ödemeleri gibi sosyal yardımlara erişmek için daha uzun süre beklemesi gündemde. Henüz kesinleşmiş bir karar bulunmuyor.
Muhalefet iki farklı yönden karşı çıkıyor
Muhafazakâr Parti, tasarının sınır dışı işlemlerini yeterince hızlandırmayacağını ve ülkeye yasa dışı yollarla giren herkesin gönderilmesini güvence altına almadığını savunuyor. Parti ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi yürürlükte kaldığı sürece getirilen sınırlamaların etkisiz olacağını ileri sürüyor.
Liberal Demokratlar ve sol eğilimli milletvekilleri ise tasarıyı tam tersine aşırı sert buluyor. Yeni itiraz kurumunun yeterli hukukî uzmanlığa sahip olmayacağını, mültecilerden para istenmesinin entegrasyonu zorlaştıracağını ve modern kölelik mağdurlarının yardım istemekten çekinebileceğini belirtiyorlar.
Afganistan’dan gelenler adına verilen bir başka itiraz önergesinde ise güvenli giriş yollarının kapatıldığı, ülkede bulunan Afganların eşleri ve çocuklarıyla birleşemediği ve yeni tasarının bu sorunlara çözüm getirmediği vurgulandı.
İçişleri Bakanı Mahmood ise mevcut sistemin kamuoyunun güvenini kaybettiğini savunuyor. Mahmood’a göre yeni düzenleme, gerçek anlamda korunmaya ihtiyacı olanlara sığınma hakkı verirken sistemi kötüye kullananların ülkede kalmasını zorlaştıracak. Tasarının Avam Kamarasındaki ikinci okuma oylamasının 13 Temmuz akşamı yapılması bekleniyor.
Geri Dön 13 Temmuz 2026 Pazartesi Önceki Yazılar